
Trablus’ta yetişen velilerden Muhammed Cisr hazretleri, bir ara İstanbul’a gitti. İstanbul’dayken Mekke Şerifi Abdülmuttalip, bu büyük veli zâtı üzmüştü. O gece rüyasında Şerif Abdülmuttalip, Peygamber Efendimizi, Muhammed Cisr’in elinden tutmuş olarak gördü. Sevinip onlara yöneldi. Hemen yanlarına gitti. Lâkin Resûlullah Efendimiz, mübarek yüzünü çevirdi ondan. Şerif Abdülmuttalip; “Yâ Resulallah! Mübarek yüzünü benden niçin çeviriyorsunuz?” diye sordu. Zira çok üzülmüştü! Çok da merak etmişti. Resûl-i Ekrem, Muhammed Cisr’i işaret ederek; “Bunu niçin üzüyorsun? Sen benim evlâdım isen bu da benim evlâdımdır” buyurdu. O anda uyandı… Hatasını anladı… Sabah olunca hemen Muhammed Cisr’in yanına gitti. Gördüğü rüyayı anlatıp kendisinden af diledi. ● ● ● Bir gün bu zata “Dünyada en güzel şey nedir efendim?” diye sordular. Buyurdu ki: “Dünyada en güzel şey, dünyaya düşkün olmamaktır.” Bir gün de bu zata; “En kıymetli maden nedir efendim?” diye sordular. “Altındır” buyurdu. Sordular yine: “Peki, altından kıymetli olan nedir?” Buyurdu ki: “O altını bir muhtaca vermektir.”