
Zebid şehrinde yetişen velilerden Merzuk Sarifi hazretlerinin vefatından seneler sonra, vâlilerden İbni İydemir İsminde birisi vefat etti… Onu, Merzuk Sarifi’nin kabrinin yakınında bir yere defnettiler. O zaman bir âdet vardı. Ve herkes buna uyardı. Şöyle ki; Birisi vefat etseydi, o gece biri onu beklerdi. Kabir yanında bir “çadır” kurulur, ölenin yakınlarından birisi, o gece o çadırda yatardı. Bu ölen için de amcasının oğlu çadırda yattı. Ve bir “rüya” gördü. Şöyle ki; Bir grup melek geldiler. Ateşten “sandık” getirdiler. Ve o gün vefat etmiş olan vâliyi kabrinden çıkarıp, getirdikleri “ateşten sandığa” koymak istediler. O ise feryat ediyor ve; “İmdât” diye bağırıyordu. Merzuk Sarifi kabrinden çıktı. Ve o meleklere; “Onu bırakınız!” dedi. Melekler onu gördüler. Ve çok hürmet gösterip; “Ey Efendimiz! Biz buna böyle yapmakla emrolunduk” dediler. Merzuk Sarifi, onlara; “İyi ama Rabbim beni, bu kimseye ve yakınımdaki mevtâlara şefaatçi eyledi” buyurdu. Melekler bu defa; “Peki efendim” dediler. Ve onu bırakıp gittiler. Nihayet sabah oldu. Rüyayı gören kimse rüyasını insanlara anlatınca, yakınları sevince gark oldular. Onun büyüklüğünü daha iyi anlayıp ruhuna “Fâtiha” gönderdiler…